Interview:2010-Depkac.com Turkish

We want to say thank you to Death In June, the outlandish icon of the neo-folk world, and Douglas P., for what they have brought to music, during their long history, and for this special interview they gave us. Long live Death In June.

1 – Who is Death in June ? Can you tell us about your past time? And why did you choose the name ‘Death in June’ ?

Death In June originally formed in 1981 and whilst recording our first 12″ e.p. ‘Heaven Street’ I misheard something the drummer said and I thought it was “death in June’. At wasn’t but, as we had yet to decide on the actual name of the group that instantaneously became the name. It was pure ‘chance’ and although many people have tried to post-rationalize the actual meaning it didn’t have one at the time. But, now I think it could have many. I heard so many explanations from other people. In 1985 I became the sole member of the group after the other 2 original members had left to pursue other projects. Throughout its nearly 30 year history DIJ has released many recordings and undergone several stylistic changes which cannot be spoken of in the answer to one question – it’s the length of a book. And, it’s best left up to others to describe, anyway.

2 – Which things have an effect on your songs?

Everything! Like I’ve said in the past, Death in June is a multi-headed beast of obsessions. And, there have been many!

3 – Your songs have totenkopf items. What do they mean ? What do they show ? Why do you use them ? What does components like ‘ Totenkopf ‘ represent in your works ?

It shows total commitment. Death in June is so intense in its approach to everything, anything else is worthless. You need total commitment to survive Death in June and its independent Lifeforce.

4- In your concerts you give a special importance to visuality. Is it hard to keep this harmony ? Have you ever experienced anything unsual during the concerts ?

Death In June has never wanted to be just another music group. Death In June stands aside from most of that and naturally part of that is to maintain harmony and balance within the group itself and to maintain its ‘otherness’ and ‘outsideness’. Live performances were seen more as rituals than simply playing music. Luckily, I’m sure most performances in the last years achieved that magickal feel.

I think the strangest and most unusual event that took place at any show I can remember was in Stockholm, Sweden in 2003 when out of the teeming mass of the audience in front of me 2 – 3 figures wearing pig masks began climbing up pillars in the hall. To see these pig’s heads rising above the rest of the crowd was very odd!


5-You have an important place in neo-folk world . Does this kind of statue puts a different responsibility upon your shoulders or do you just do what you want ?

It does and it doesn’t. I’ve always done what I’ve wanted to do otherwise Death In June wouldn’t sound like Death In June. However, at this stage in the game there is always a fear of repeating myself or repeating how others have copied Death In June. I think that’s the bigger concern because so many groups do now sound like Death In June, which is good in some ways but, not so good for me in others. I try to keep ahead of the pack.


6-Your first single is in 1981 “Heaven Street” and then you made lots of albums. Is there a special album you like the most?

Realistically it’s always the latest one that’s been released so The Rule Of Thirds has a special place in my Heart. But, then they all do in lesser or greater degrees. Unless I’m having to deal with a re-issue or remix etc I rarely listen to my older recordings but there are songs I regularly play on the guitar from right across the catlogue of work.

7-Do you think since 1981 with your music and with your works have you changed somethigs ? And can you tell us what are the changes you experienced?

Death In June by its very nature would always be in a perpetual state of flux and, of course, in the nearly 30 years of its existence there have been changes – always for the better! It’s been a very organic and natural evolution.


8-Do you see music as an object or a subject to express yourself and yoru life?

I think that music still has the capacity to be the most instant, evocative and magickal of all art forms. It still can surprise and inspire me. It transformed and transforms my Life.


9-There are lots of different cultures in the world. Which ones effects you the most?

I’m a Euro-centric Englishman now living in the far flung Southern colony of Australia in a World whose very Nature and Existence appears to be under threat by climate change and natural disasters preoccupied by the twists, turns and demands of violent reactionary islamic fundamentalism.


10-Is there any new future projects you like to tell?

2009 was mainly spent tidying up a lot of the Death In June past with several important CD/Vinyl re-issues and a very special commemorative edition in the ‘Symbols And Clouds Euro Cross’. I’m also presently working on a new album called ‘Peaceful Snow’ alongside several DVD projects as well as a book called ‘Hidden Among The Runes’ which I trust will all come to fruition in 2010. The book will be published first in Italy and then other countries. As always there is a lot to be achieved with Death In June.


http://depkac.com/roportajlar/27165-death-in-june/

Neo Folk dünyasının babası olarak nitelendirilen Death in June… Gerek grubunun upuzun geçmişi gerek müziğe kattıkları ile Douglas P. … Bu özel söyleşi için Death in June sonsuz teşekkürler. Daha nice yıllar bizimle müziği paylaşmalarını diliyoruz.

1- Death in June kimdir? Geçmişinizden söz eder misiniz bize ? Ve niçin Death in June adını seçtiniz?

Death In June’un 1981’de ilk EP’miz Heaven Street 12 çıktığı zaman oluştu.Davulcumuzun söylediği bir şeyi Death in June olarak yanlış anladım. Söylediği Death in June değildi, henüz grubun gerçek adına karar vermemiştik ve bu adı , hemen grubun adı yaptık. Bu bir şanstı, bununla birlikte bazı kişiler buna anlamlar yüklemeye çalışsa da aslında herhangi bir anlamı yoktu. Fakat şimdi pek çok anlamı olabileceğini düşünüyorum. Diğer insanlardan pek çok açıklama duydum.

1985’te grubun asıl iki üyesi başka projeler için ayrıldı ve ben grubun solo üyesi oldum. Death In June otuz yıllık tarihi boyunca çok sayıda stil değişiklikleri yaşadı, bunları soruda cevaplamak bize düşmez ,bu açıklama bir kitap uzunluğunda sürer . Ve en iyisi bizi takip edenlerin tanımlamalarıdır.


2- Şarkılarınız üzerinde nelerin etkisi var ?

Herşeyin ! Daha önce de söylediğim gibi, Death in June saplantılı çok başlı hayvan gibi. Ve bunda her birinin etkisi var.


3- Şarkılarınızda totenkopf öğeler var. Bunlar neyi gösteriyor, simgeliyor ? Niçin bunları kullanıyorsunuz ? Çalışmalarınızdaki tamamlayıcı totenkopf öğeleri nelerdir ?Bunları kullanma amacınız nedir ?

Bu tamamiyle bağlılığı gösteriyor. Death in June herşeyi yaparken çok güçlü ve geri kalan şekilleri değersiz . Death in June ‘da hayatta kalmak için onun bağımsız yaşam gücüne tamamen bağlı olmalısınız.

4- Konserlerinizde görselliğe önem veriyorsunuz. Bu uyumu yakalamak zor oluyor mu ? Konserlerinizde sıradışı birşey yaşadınız mı hiç ?

Death in June hiçbir zaman diğer gruplar gibi olmak istemedi. Death in June bunların dışında durdu ve gruptaki armoniyi sürdürmek ,dengelemek bunların doğal bir parçası, bunu sürdürmek farklılaşarak ve bunların dışında durarak mümkün. Canlı performanslar müzik çalmaktan daha çok ritüel gibi görülüyordu. Neyse ki son yıllardaki çoğu performansızın büyüleyici olarak bunun üstesinden gelebildiğinden eminim.

Sanırım hiçbir şovumuzda karşılaşmadığımız kadar ilginç ve alışılmadık olanı 2003’te İsveç , Stokholm’da yaşandı. Önümde büyük bir seyirci kitlesi vardı ve içlerinden domuz maskesi giymiş olanlardan 2-3 tanesi ,sütunlara tırmanıyordu diğerlerinin üstünden. O kalabalığın üzerinde bu domuz kafalarını görmek gerçekten çok garipti.


5- Neo-folk dünyasında çok önemli bir yeriniz var. Bu omuzlarınıza farklı sorumluluklar yüklüyor mu yoksa yapmak istediğinizi mi yapıyorsunuz sadece ?

Hem öyle hem öyle değil. Her zaman istediğimi yaptım yoksa Death in June’un kendine ait bir sound’u olmazdı. Ancak oyunun bu aşamasında kendimi tekrar etme korkusu var ya da Death in June’u taklit eden başkaları var. Bence bu çok büyük bir korku çünkü bazı grupların sound’u Death in June’a benziyor. Bu ilerleme için iyi ama diğerleri içinde benim açımdan kötü. Bunların önünde olmaya çalışıyorum.


6- İlk single’nız Heaven Street 1981’de çıktı ve pek çok albüm yaptınız sonrasında. Sizin için özel bir albüm var mı bunların içinde?

Gerçekçi olmak gerekirse her zaman en son çıkan sevilir yani The Rule Of Thirds’ün kalbimde çok özel bir yeri vardır. Fakat yapmış olduğum tüm albümlerin az ya da çok değeri vardır. Yeniden yayın ya da bir remix ile uğraşmak zorunda kalmadığım sürece ben çok nadir eski kayıtlarımı dinlerim ama bu şarkıları düzenli olarak katalog çalışması için gitarımla çalarım.

7- 1981’den beri müziğinizde ve çalışmalarınızda birşeyler değişti mi ? Bu değişiklikler hakkında konuşabilir miyiz ?

Death İn June doğal olarak sürekli değişti ve otuz yıla yaklaşık varlığında değişikler hep daha iyisi için oldu. Bu doğal ve organik bir değişim.


8- Müziği araç olarak mı amaç olarak mı görüyorsunuz kendinizi ve yaşamınızı ifade etmesi açısından ?

Müziğin hâlâ tüm sanat formları içinde en büyülü ve değişimlere açık olduğunu düşünüyorum. Beni hala şaşırtıyor ve ilham veriyor. Hayatımı değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor.


9 – Dünyada pek çok kültür var. Bunlardan en çok hangisi sizi etkiliyor ?

Avustralya’nın uzak güney kıyılarında yaşayan Avrupa kökenli bir İngilizim.Buradaki doğa ve yaşam, iklim değişikleri, hortumlarla oluşan doğal afetler ve baskıcı İslami tehditin altında.


10- Peki yeni projeleriniz var mı bu yakınlarda ?

2009 Death in June için genel olarak birkaç Cd/Vinyl ve ‘Symbols And Clouds Euro Cross’ albümünün özel versiyonun yayınması gibi hazırlıklarla geçti.Şu anda 2010’da hepsinin tamamlanacağına inandığım ‘Peaceful Snow’ albümünün yanısıra birkaç DVD projesi ve ‘Hidden Among The Runes’ isimli bir kitap üzerinde çalışıyorum. Kitap ilk olarak İtalya’da daha sonrada diğer ülkelerde yayınlanacak. Hep olduğu gibi, Death In June’un ulaşmak istediği şeyler hiçbir zaman bitmeyecektir.

 137 total views,  2 views today